top of page

Dolandırılan Kişi Tazminat Davası Açabilir mi?

Yazarın fotoğrafı: Av. Salim SAYICI
Av. Salim SAYICI
30 Eyl
4 dakikada okunur

Dolandırıcılık nedeniyle maddi kayba uğrayan kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri, uğradıkları zararın nasıl ve hangi yollarla karşılanabileceğidir. Dolandırılan kişinin yalnızca ceza soruşturması veya ceza davası sürecini takip etmesi her durumda uğradığı maddi zararın kendiliğinden karşılanacağı anlamına gelmez.


Dolandırıcılık nedeniyle zarara uğrayan kişi, olayın özelliklerine göre haksız fiil hükümlerine dayanarak maddi ve maneviz tazminat talebinde bulunabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu nedenle dolandırılan kişinin ceza soruşturması ve ceza davasının yanı sıra, uğradığı zararın giderilmesine yönelik hukuki yolları da değerlendirmesi gerekir.


Dolandırılan Kişi Tazminat Davası Açabilir mi?


Evet. Dolandırıcılık eylemi sonucunda maddi zarara uğrayan kişi, şartları oluşmuşsa zarardan sorumlu kişiye karşı tazminat talebinde bulunabilir.


Dolandırıcılık, ceza hukuku bakımından suç teşkil edebileceği gibi özel hukuk bakımından da zarar doğuran hukuka aykırı bir fiil niteliğinde olabilir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri gündeme gelir.

Tazminat davasında temel olarak;

  • Hukuka aykırı bir fiilin bulunması,

  • Bir zararın meydana gelmesi,

  • Fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması,

  • Zarar verenin kusurunun bulunması

gibi unsurlar değerlendirilir.


Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zarar gören, uğradığı zararı ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği durumlarda ise hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak zararı hakkaniyete uygun şekilde belirleyebilir.


Dolandırıcılık Nedeniyle Hangi Zararlar Talep Edilebilir?


Dolandırılan kişinin talep edebileceği tazminatın kapsamı olayın özelliklerine göre belirlenir.


1. Ödenen Paranın İadesi ve Maddi Zarar

Dolandırıcılık sonucunda mağdur tarafından karşı tarafa para gönderilmişse, bu bedel somut olayın hukuki niteliğine göre tazminat veya diğer hukuki talepler kapsamında istenebilir.


Örneğin;

  • Sahte ürün satın alınması nedeniyle gönderilen para,

  • Gerçek olmayan bir yatırım veya iş vaadiyle gönderilen para,

  • Sahte satış işlemi nedeniyle ödenen bedel,

  • Dolandırıcılık amacıyla alınan kapora,

  • Banka hesabından hukuka aykırı şekilde aktarılan ve mağdurun malvarlığında eksilmeye neden olan tutarlar


somut olayın şartlarına göre talep konusu yapılabilir.


Ancak her olayda yalnızca para transferinin yapılmış olması tek başına tazminat miktarının otomatik olarak belirleneceği anlamına gelmez. Olayın nasıl gerçekleştiği, taraflar arasındaki hukuki ilişki, ödemenin amacı ve zarar arasındaki bağlantı ayrıca değerlendirilmelidir.


Dolandırılan Kişi Manevi Tazminat İsteyebilir mi?


Dolandırıcılık eylemi, mağdur açısından yalnızca ekonomik bir kayba neden olmayıp, olayın niteliğine göre üzüntü, elem, korku, endişe ve güven duygusunun zedelenmesi gibi manevi sonuçlara da yol açabilir. Ancak yalnızca dolandırıcılık nedeniyle kişinin üzüntü veya elem yaşamış olması, her durumda kendiliğinden manevi tazminat hakkı doğurduğu anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zararın giderilmesi amacıyla manevi tazminat talep edebilir. Bu nedenle dolandırıcılık eyleminin aynı zamanda mağdurun kişilik haklarına yönelik bir saldırı oluşturup oluşturmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.


Ceza Davası Açılması Tazminat Davasına Engel midir?


Hayır. Dolandırıcılık nedeniyle yürütülen ceza soruşturması veya ceza davası ile zararın giderilmesine yönelik hukuk davası farklı hukuki süreçlerdir. Ceza soruşturmasında temel olarak suçun işlenip işlenmediği ve şüphelinin cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığı araştırılır. Tazminat davasında ise mağdurun uğradığı zararın giderilmesi ve zarardan kimin hangi kapsamda sorumlu olduğu değerlendirilir. Bu nedenle dolandırılan kişinin yalnızca ceza soruşturmasının sonucunu beklemesi her olay bakımından zorunlu değildir. Somut olayın özelliklerine göre hukuk davası açılması da ayrıca değerlendirilmelidir.


Ceza Davasında Verilen Karar Tazminat Davasını Nasıl Etkiler?


Ceza yargılaması ile hukuk yargılamasının birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gereken yönleri vardır. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hâkimi, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı konusunda ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleriyle bağlı değildir. Ayrıca ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı da hukuk hâkimini her durumda bağlamaz. Ceza hâkiminin kusur ve zarar miktarına ilişkin değerlendirmeleri de hukuk hâkimini bağlamaz. Bununla birlikte ceza yargılamasında ortaya çıkan deliller ve kesinleşen maddi vakıalar, somut olayın özelliklerine göre hukuk davasında önem taşıyabilir. Bu nedenle dolandırıcılık nedeniyle hem ceza hem de hukuk sürecinin birlikte ve dosyalar arasındaki ilişki gözetilerek değerlendirilmesi önemlidir.


Dolandırıcılık Nedeniyle Tazminat Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?


Dolandırıcılık olaylarında deliller büyük önem taşır. Olayın niteliğine göre;

  • Banka dekontları,

  • EFT ve havale kayıtları,

  • Kredi kartı işlem kayıtları,

  • WhatsApp ve diğer mesajlaşma kayıtları,

  • SMS kayıtları,

  • E-posta yazışmaları,

  • Sosyal medya yazışmaları,

  • İnternet sitesi ve ilan görüntüleri,

  • Sözleşmeler,

  • Fatura ve makbuzlar,

  • Ses veya görüntü kayıtları,

  • Tanık anlatımları,

  • Ceza soruşturması ve kovuşturması dosyasındaki deliller

değerlendirilebilir.


Özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında ödeme kayıtlarının ve taraflar arasındaki elektronik yazışmaların korunması önemlidir. Mağdurun elindeki delillerin olayın hemen ardından muhafaza edilmesi ve gerektiğinde hukuka uygun şekilde dosyaya sunulması, tazminat talebinin ispatı bakımından önem taşıyabilir.


Dolandırılan Kişi Parasını Geri Alabilir mi?


Dolandırılan kişinin parasını geri alıp alamayacağı; paranın kim tarafından alındığı, paranın nereye aktarıldığı, failin veya sorumlu kişilerin tespit edilip edilmediği, malvarlıklarının bulunup bulunmadığı ve somut olayda hangi hukuki talebin ileri sürülebileceği gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu nedenle dolandırıcılık olaylarında yalnızca “dava açmak” değil, zararın doğru hukuki sebebe dayanarak talep edilmesi ve sorumlu kişilerin doğru şekilde belirlenmesi de önemlidir.


Dolandırıcılık Nedeniyle Tazminat Davasında Zamanaşımı Var mı?


Evet.Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde haksız fiilden doğan tazminat talepleri bakımından genel zamanaşımı düzenlenmiştir. Buna göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ancak haksız fiil aynı zamanda daha uzun zamanaşımı öngören bir ceza kanunu hükmündeki suçu oluşturuyorsa, TBK m. 72 uyarınca daha uzun ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gündeme gelebilir. Bu nedenle dolandırıcılık olaylarında zamanaşımı hesabı yapılırken yalnızca TBK m. 72'nin genel sürelerine bakılmamalı, somut olayda oluşan suç ve ilgili ceza zamanaşımı hükümleri de ayrıca değerlendirilmelidir.


Sonuç


Dolandırıcılık nedeniyle maddi zarara uğrayan kişinin yalnızca ceza soruşturmasına başvurması, uğradığı zararın mutlaka karşılanacağı anlamına gelmez. Somut olayın şartlarına göre maddi ve manevi tazminat talebi ve diğer özel hukuk yollarının ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir. Tazminat talebinin hangi kişiye yöneltileceği, zararın nasıl hesaplanacağı, hangi delillerin kullanılacağı ve zamanaşımı süresinin ne zaman başlayacağı olaydan olaya değişebilir. Bu nedenle dolandırıcılık mağdurlarının ellerindeki ödeme kayıtlarını, yazışmaları, sözleşmeleri ve diğer delilleri muhafaza ederek, somut olay bakımından hukuki değerlendirme yapmaları önem taşır.


Not: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her dolandırıcılık olayının hukuki niteliği ve uygulanabilecek hukuki yollar farklı olabileceğinden, somut olay özelinde ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Yorumlar


Salim Logo.png

AVUKAT 
SALİM SAYICI

GSM: 0532-789-2805

MAIL: avsalimsayici@gmail.com

ADRES: Şehitmustafa Mah. 3508. Sokak Bina No: 6 Yarbay: 2 Apartmanı K:1 D:2 Tarsus/ Mersin

Bu web sitesinde yer alan tüm yazılar, yorumlar, makaleler ve içerikler Mersin Barosu’na kayıtlı Tarsus ilçesinde faaliyet gösteren Av. Salim Sayıcı'ya aittir. Yayınlanan içeriklerin tamamı, yazar tarafından hazırlanmış olup tarih ve müellif bilgileri elektronik ortamda kayıt altına alınmıştır. Sitede yer alan yazı, görsel ve diğer içeriklerin izinsiz kopyalanması, çoğaltılması veya başka mecralarda paylaşılması halinde; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında yasal işlem uygulanacaktır.​

Sitede yer alan dilekçe örnekleri meslektaşlarımız tarafından dilekçelerinde kullanılabilir.

bottom of page